“Dost başa düşman ayağa” atasözü, insanların bize yönelik tutumlarındaki köklü farkı çarpıcı bir biçimde dile getirir. Gerçek bir dost, başarımızı ve ilerleyişimizi gönülden ister; bizi o noktaya ulaşmış görmekten mutluluk duyar. Düşman ise bir hata yapmamızı, tökezlememizi bekler ve o anı gözler.
Atasözündeki “başa bakmak” ifadesi, birinin onurunu, yüksek konumunu gözetmek ve onu daha da yukarı taşımak istemektir. “Ayağa bakmak” ise tam karşıtı; sürçmeyi, düşüşü kollamaktır. Bu nedenle atasözü, özellikle çevre seçimi ve kişilerin gerçek niyeti konusunda verilmek istenen önemli bir uyarıyı taşır.
Günlük hayatta başarı ya da terfi gibi olumlu gelişmeler yaşandığında, etrafımızdaki insanların tepkileri çoğu zaman bu atasözünü doğrular. Kim içtenlikle sevinir, kim içten içe hayal kırıklığı yaşar — bu fark, zamanla ortaya çıkar ve insanları tanımanın en sağlam ölçütlerinden biri olur.
Dost başa düşman ayağa atasözü için örnek kullanım:
Kerem, yıllarca emek verdiği mimarlık bürösünde beklediği terfiye kavuştuğunda iş arkadaşlarının bir bölümü gülerek sarıldı, bir kısmı ise sevinç yerine gergin bir sessizliğe büründü. Annesi durumu duyunca “Dost başa düşman ayağa bakar, oğlum; kim sevinmişse ona güven” dedi.