“Dünyada mekân ahirette iman” atasözüyle anlatılmak istenen, insanın bu dünyada başını sokabileceği bir yuvaya, öte dünyada da huzur bulabilmek için kalbinde sağlam bir inanca ihtiyacı olduğudur. Atasözü, maddi ile manevinin birbirinden koparılamayacağını öz bir biçimde dile getirir.
Söz, hayatın iki temel boyutuna dikkat çekmek için kullanılır: dünyevi güvence ve ruhsal olgunluk. “Mekân” sözcüğü salt bir evi değil, insanın bu dünyadaki varoluş koşullarını; “iman” ise ahirette karşılık bulacak derin bir inancı simgeler. Bu denge vurgusu, atasözünü yalnızca dinî değil, aynı zamanda felsefi bir öğüt olarak da okunabilir kılar.
Büyüklerin gençlere nasihat ettiği anlarda ya da birinin yalnızca dünyevi kaygılarla hareket ettiği ya da yalnızca ahiret hesabına kapıldığı görüldüğünde hatırlatma amacıyla söylenir. Her iki tarafı ihmal etmemek gerektiğini nazikçe ama kararlılıkla vurgular.
Dünyada mekân ahirette iman atasözü için örnek kullanım:
Kerem, iş kurmak ve ev sahibi olmak için büyük çaba harcıyor; ancak manevi hayatını hep sonraya bırakıyordu. Annesi bir gün ona “Dünyada mekân ahirette iman, oğlum; dünya işlerini yürüt ama imanını da ihmal etme” dedi. O günden sonra Kerem, ikisi arasında bir denge kurmaya özen gösterdi.