“Bal tutan parmağını yalar” atasözü, başkalarına bir nimet ya da güzellik paylaştıran kişinin bu süreçten kendisinin de bir miktar nasibini alacağını anlatır. Tıpkı bala dokunan parmağın kaçınılmaz biçimde tatlıdan pay alması gibi, dağıtımın kaynağında duran kişi de elde ettiği olanaklardan yararlanır.
Bu atasözü, belirli kaynaklar veya fırsatlar üzerinde söz hakkı bulunan kişiler için kullanılır. Bir fırıncının ekmeğinden, bir bahçıvanın yetiştirdiği meyveden ya da bir ambarın başındaki kişinin maldan az çok yararlanması bu sözün akla getirdiği tablolardır. Atasözü, söz konusu durumu kınamaktan ziyade doğal karşılar; çünkü kaynağa yakın olmanın bir getirisi olacağını kabul eder ve insani bir gerçeği dile getirir.
Bal tutan parmağını yalar atasözü için örnek kullanım:
Mehmet, köyün zeytinyağı kooperatifinde yıllarca hesap tutmuş ve dağıtım işlerini yürütmüştü. Bir akrabası ona “Hep başkasına dağıtıyorsun, sana ne kalıyor ki?” diye sorunca, mahalleli hep bir ağızdan güldü: “Bal tutan parmağını yalar, o da payını almasını bilir.”