‘Çağrılan yere erinme, çağrılmayan yere görünme’ atasözüyle anlatılmak istenen, insanın sosyal ilişkilerinde iki farklı hatadan kaçınması gerektiğidir: birisinin davetini tembellik ya da isteksizlikle geri çevirmek ne kadar yanlışsa, davet almadan bir yere kendiliğinden gitmek de o denli yanlıştır.
Bu atasözü, toplumsal görgünün çift yönlü işlediğini hatırlatır. Davet edildiğiniz bir yere gitmekten kaçınmak ev sahibine ve davete verilen emeğe saygısızlık anlamına gelir. Öte yandan, hiç çağrılmadan bir ortama dâhil olmaya çalışmak da hem kendini küçük düşürmek hem de oradaki kişileri zor durumda bırakmak demektir. Atasözü, insanı bu iki uçtaki hatadan birden sakındırarak sınırlara saygı göstermenin ve ilişkilerde denge kurmanın önemini vurgular.
Özellikle aile ziyaretleri, düğünler ve çeşitli toplantılar söz konusu olduğunda bu atasözüne sıklıkla başvurulur. Kişiye hem davetlere değer vermesini hem de bulunmadığı yerlerde kendine pay çıkarmamasını öğütler.
Çağrılan yere erinme, çağrılmayan yere görünme atasözü için örnek kullanım:
Elif, iş arkadaşının doğum günü yemeğine davet edilmişti; ancak yorgunluk bahanesiyle katılmayı düşünmüyordu. Annesi, ‘Çağrılan yere erinme, çağrılmayan yere görünme derler kızım,’ deyince Elif kendini toparlayıp yemeğe gitti ve güzel vakit geçirdi.