“Çok bilen çok yanılır” atasözüyle anlatılmak istenen, kişinin kendi birikimine aşırı güven duymasının onu düşünülmedik hatalara sürükleyebileceğidir. Bilgi ne kadar derinleşirse derinleşsin, bilinmeyenler daima bilinenlerden fazla olacaktır.
Bu atasözü özellikle her konuda son sözü söyleme alışkanlığında olan, “en iyisini ben bilirim” havasıyla davranan kimselere bir uyarı niteliği taşır. Özgüvenin körleşmeye dönüştüğü noktada insan gözden kaçırdığı ayrıntıların farkına bile varamaz; çünkü zaten her şeyi bildiğini sanmaktadır.
Günlük hayatta bu atasözünü çoğunlukla bir yakınımızın aceleci kararını frenlemek ya da geçmişte yaşanan bir yanılgıyı yorumlamak için kullanırız. Asıl bilgeliğin sınırlarını tanımakta yattığını hatırlatır bize.
Çok bilen çok yanılır atasözü için örnek kullanım:
Mehmet, yıllardır mutfakta çalıştığı için her tarifin sonucunu önceden kestirebileceğine emindi; yeni bir restoranın menüsünü tasarlarken kimsenin fikrini sormadı. Açılış gecesi birkaç yemek tam istediği gibi çıkmayınca, deneyimli ortağı gülerek “Çok bilen çok yanılır, Mehmet” dedi.