“Davetsiz gelen, döşeksiz oturur” atasözü, çağrılmadan bir yere gitmenin getireceği sonuçları açıklar: beklenmedik misafir, ev sahibinin özel bir hazırlığıyla karşılaşmaz ve sunulanla yetinmek zorunda kalır.
Bu atasözü, özellikle biri kendiliğinden gelip özel ilgi ya da kolaylık beklediğinde hatırlatma amacıyla söylenir. “Döşeksiz oturmak” ifadesi, mindersiz ya da yastıksız bir yerde oturmak demektir; yani konfordan yoksun kalmaya işaret eder. Ev sahibi davetsiz misafire yeterli hazırlık yapmamış olduğundan, gelen kişi eksiklerle baş başa kalır.
Günümüzde bu söz yalnızca fiziksel misafirlik için değil; davetsiz karışılan toplantılar, önceden haber verilmeden girişilen işler ya da çağrı olmaksızın katılınan etkinlikler için de kullanılır. Temel ders, hazırlanmış ve bekleniyor olmak ile ansızın ortaya çıkmak arasındaki farkı hatırlatmaktır.
Davetsiz gelen, döşeksiz oturur atasözü için örnek kullanım:
Kerem, arkadaşının doğum günü partisinden haberdar olmuş ama davet almamıştı; yine de akşam kapıya geldi. Arkadaşlar onu içeri aldı, ancak masada onun için ayrılmış bir yer yoktu ve hazırlanmış ikramlara eli yetişmedi. Davetsiz gelen, döşeksiz oturur derler; Kerem o gece bu sözün ne anlama geldiğini bizzat yaşadı.