Gören gözün hakkı vardır atasözü, değerli ya da kıskanılacak bir şeye sahip olan kişinin, bunu fark eden birine de o nimetten pay vermesi gerektiği düşüncesini dile getirir. Yani bir iyilik ya da güzelliği görmek, ondan nasibini almak için başlı başına bir hak sayılır.
Bu söz çoğunlukla yiyecek, güzel bir nesne ya da beklenmedik bir şans gibi paylaşılabilir şeyler söz konusu olduğunda kullanılır. Elinde değerli bir şey bulunan kişi bunu yalnızca kendine sakladığında, çevresindekiler bu atasözünü hatırlatarak cömertliğin ve paylaşımın önemini vurgular.
Arkasındaki ilke oldukça insani bir değere dayanır: bir nimete tanıklık etmek, o nimetten pay almayı meşru kılar. Türk toplumunda paylaşmak erdem olarak görüldüğünden bu söz, bencilliği kibarca ama net biçimde eleştiren bir uyarı niteliği taşır.
Gören gözün hakkı vardır atasözü için örnek kullanım:
Elif çantasından taze yaprak sarma çıkarınca yanındaki Mehmet gülerek ‘Gören gözün hakkı vardır’ dedi. Elif de gülerek tabağı ikisinin ortasına koydu.