“Gönülsüz yenen aş, ya karın ağrıtır ya baş” atasözü, bir işi veya yemeği keyifsiz, isteksiz bir şekilde yapmanın veya kabul etmenin olumsuz sonuçlar doğurabileceğini ifade eder. Bir şeyin sadece zorunluluktan yapılması, o şeyden tam olarak fayda alınamayacağı veya hatta zarara yol açabileceği anlamına gelir.
Bu atasözü, genellikle bir işe gönülden bağlı olmadan, sadece başkalarını memnun etmek veya bir zorunluluğu yerine getirmek için yapıldığında ortaya çıkan durumlara gönderme yapar. Örneğin, sevmediği bir yemeği zorla yiyen bir çocuğun midesinin ağrıması ya da sıkılmak gibi durumlar, atasözünün ifade ettiği durumu somutlaştırır. Aynı şekilde, keyif alınmayan bir işte çalışmanın verimsizliğe ve mutsuzluğa yol açabileceğini de vurgular. Gönüllülük ve isteklilik, işlerin ve eylemlerin daha olumlu sonuçlar vermesi için önemli bir unsurdur.
Gönülsüz yenen aş, ya karın ağrıtır ya baş atasözü için örnek kullanım:
Ayşe, annesinin ısrarı üzerine gitmek istemediği bir akrabasının düğününe katıldı. Düğünde bir an olsun bile keyif almadı, sürekli saatlerine baktı. Eve döndüğünde de, “Gönülsüz yenen aş, ya karın ağrıtır ya baş” diye içinden geçirerek, bundan sonra bu tür davetlere daha dikkatli yaklaşmaya karar verdi.