“Can boğazdan gelir” atasözüyle anlatılmak istenen, bir insanın yaşamını sürdürebilmesi için yeterli ve düzenli beslenmenin kaçınılmaz olduğudur. Yemek, bu sözde yaşamın ta kendisiyle özdeşleştirilir.
Bu atasözü çoğunlukla karnını doyurmayı erteleyenler, açlığını bastırarak çalışmaya devam edenler ya da masrafı kısmak amacıyla yemeğini azaltanlar için söylenir. Bir yakınını bu durumda gören biri, onu uyarmak ya da cesaretlendirmek için bu sözü kullanır. Sözün özünde şu fikir yatar: Beden beslenmeye devam ettiği sürece insan ayakta durabilir.
“Boğaz” sözcüğü burada gıdanın geçtiği yolu, dolayısıyla beslenme eylemini simgeler. Sözün mecazı oldukça sade ama güçlüdür; canın, yani yaşamın, bu yoldan geçerek sürdüğünü vurgular. Bedenin temel ihtiyaçlarını göz ardı etmenin uzun vadede bedelinin ağır olacağını nazikçe hatırlatır.
Can boğazdan gelir atasözü için örnek kullanım:
Elif, sabah erken kalkmış, öğle olmasına rağmen hâlâ tek lokma yememişti; raporları yetiştirmeye çalışırken başı dönmeye başladı. Annesi elinde bir tabakla odaya girdi ve “Kızım, can boğazdan gelir, önce şunu bitir” dedi. Elif tabağı görünce ne kadar aç olduğunu o an fark etti.