Dağ yürümezse abdal yürür atasözü, kendini üstün ve önemli gören bir kişi sizi umursamadığında, işinizi halledebilmek için o kişiye kendinizin gitmeniz gerektiğini anlatır. Gururunuzu bir kenara bırakıp karşı tarafa doğru adım atmak kaçınılmaz hale geldiğinde bu söz akla gelir.
Atasözündeki dağ imgesi, yerinden kımıldamayan, kendini ulaşılmaz hissettiren güçlü ya da kibirli kişiyi simgeler. Abdal ise çaresiz kalan ve harekete geçmek zorunda olan tarafı temsil eder. Bu söz, boyun eğmek durumunda kalan kişiye hem bir teselli hem de pratik bir gerçekliğin hatırlatması olarak söylenir.
Özellikle iş dünyasında, resmi kurumlarda ya da sosyal ilişkilerde bir şeyi yaptırabilmek için sizi görmezden gelen birine bizzat başvurmak gerektiğinde bu atasözü sıkça dile getirilir. Hayat zaman zaman gururu değil, sabırlı bir adımı zorunlu kılar.
Dağ yürümezse abdal yürür atasözü için örnek kullanım:
Elif, müdürüyle aralarının açık olmadığını bilmesine rağmen projesinin onaylanması için onun odasına gitmeye karar verdi. Dağ yürümezse abdal yürür diye düşünerek kapıyı çaldı; görüşme sonunda onayı aldı.