Mal canın yongasıdır atasözü, insanın sahip olduğu mülke ve kazanca büyük değer verdiğini anlatmak için kullanılır. Yonga, bir bütünden kopan küçük bir parçayı anlatır; burada mal da insanın bir parçası gibi görülür. Bu yüzden malındaki bir kayıp, ona neredeyse bedenine dokunulmuş gibi acı verir.
Çoğu zaman emekle, alın teriyle biriktirilmiş bir kazancın boşa gitmesine üzülen kişiler için söylenir. Kırılan bir eşyaya, çalınan bir paraya ya da zarar gören bir tarlaya gösterilen tepkinin neden bu kadar büyük olduğunu açıklar. Atasözü, insanın malına düşkünlüğünü yargılamadan, bunun oldukça doğal bir duygu olduğunu hatırlatır.
Günlük hayatta, bir kazaya ya da hırsızlığa üzülen birini gördüğümüzde bu söz dilimize gelir; hem o kişinin üzüntüsünü anlamlı buluruz hem de mala bağlılığın insanca bir yön olduğunu kabul ederiz.
Mal canın yongasıdır atasözü için örnek kullanım:
Kerem, yeni aldığı bisikletini bahçede unuttu; sabah onu çizik içinde bulunca bütün gün suratını astı. Annesi gülümseyerek omzuna dokundu ve ‘Üzülme yavrum, mal canın yongasıdır, herkes emeğine düşkündür’ dedi.