Gözü ısırmak deyimi, karşılaşılan bir kişinin daha önce bir yerde görülmüş ya da tanınmış biri olduğu izlenimini uyandırması anlamına gelir. Yani kişi, yüzünü tam olarak hatırlamasa da karşısındaki insanın kendisine yabancı olmadığını düşünür.
Bu his, günlük yaşamda oldukça sık yaşanan bir deneyimi yansıtır. Kalabalık bir ortamda, sokakta ya da bir toplantıda karşılaşılan birinin yüzü tanıdık gelir; ancak nerede, ne zaman görüldüğü bir türlü anımsanamaz. Deyim, zihnimizde beliren ‘Bu kişiyi nereden biliyorum acaba?’ sorusunu dile getiren bu belirsiz aşinalık duygusunu son derece yerinde biçimde özetler.
Deyimin içindeki mecaz da dikkat çekicidir: göz sanki bir şeyi ‘ısırır’, yani hafızaya ufak bir iz bırakır ama bütünü kavrayamaz. Bu nedenle deyim, yalnızca yüz tanımayı değil, belirsizlik içindeki o yarım hatırlama anını da ustaca betimler.
Gözü ısırmak deyiminin örnek kullanımı:
Elif, şehir dışından gelen konferans katılımcılarına bakarken bir köşede duran adama takıldı gözleri; yüzü ona gözünü ısırıyordu ama bir türlü nereden tanıdığını çıkaramıyordu. Yanındaki meslektaşına ‘Bu adamı kesinlikle bir yerden biliyorum,’ diye fısıldadı. Kahve arasında anladı: adam, üniversite yıllarında aynı kütüphanede çalıştığı bir öğrenciydi.