İçi almamak deyimi, bir kimsenin belirli bir yiyeceği midesinin kaldıramaması ya da içinden gelmediği için istemediği bir eylemi bir türlü gerçekleştirememesi anlamına gelir.
Bu deyim özellikle iştahın kapandığı anlarda sıkça duyulur; üzgün, hasta ya da bunalmış biri sofradaki yemeğe baksa bile lokma yutamaz. Söz konusu duygu yalnızca mideden değil, çoğu zaman ruh halinden kaynaklanır. Deyimin ikinci anlamında ise kişi vicdanen ya da duygusal olarak kabul etmediği bir şeyi yapmaya zorlandığında bu çaresizliği dile getirir.
Örneğin bir yakınıyla küskün olan biri işe gitmek ya da ev işleriyle ilgilenmek gibi sıradan görevleri bile yerine getiremeyebilir; çünkü o an hiçbir şeyin içini almaz.
İçi almamak deyiminin örnek kullanımı:
Elif, kardeşiyle tartışmanın ardından akşam sofraya oturdu ama yemek yemeye içi almadı; tabağına bakmadan kalktı. Annesi durumu fark edince iki kardeşi barıştırmaya çalıştı, ancak Elif o geceyi neredeyse aç geçirdi.