İçini okumak deyimi, bir kişinin zihninden neler geçtiğini, o an nasıl bir duygu ya da düşünce içinde bulunduğunu sezgisel biçimde kavramak demektir. Deyimin özünde, karşıdaki insanı o denli iyi tanımak yatar ki onun dile getirmedikleri de anlaşılır hale gelir.
Bu deyim genellikle birbirine derinden bağlı kişilerin —eski dostların, uzun süredir birlikte olan çiftlerin ya da anne-çocuk gibi yakın ilişkilerin— söz konusu olduğu bağlamlarda kullanılır. Birisinin iç dünyasını kolaylıkla sezebildiğini belirtmek isteyenler bu ifadeye başvurur; bu durum hem sıcak bir yakınlığı hem de güçlü bir empati yetisini simgeler.
Deyim zaman zaman hafif bir hayranlık tonuyla da söylenebilir; karşındakinin her hissini fark eden birini nitelerken kullanıldığında adeta bir övgü niteliği kazanır.
İçini okumak deyiminin örnek kullanımı:
Kerem, uzun süre sessiz kalan arkadaşı Murat’ın yüzüne baktı ve hiçbir şey sormadan onun içini okudu; hemen onu en sevdiği kafeteryaya çekti, kahve ısmarladı. Murat, tek kelime söylemeden kendini tam anlamıyla anlaşılmış hissetti.