Kafası kazan gibi olmak deyimi, yoğun gürültüden ya da üst üste gelen uğultudan bunalan kişinin kendini iyi hissetmemesi anlamına gelir. Bazen de uzun bir günün, bitmeyen koşuşturmanın ve zihinsel yorgunluğun ardından insanın aklının karışması, başının ağırlaşması için kullanılır.
Bu deyim genellikle bir ortamın insanı zorladığı durumlarda söylenir; kalabalık, inşaat sesi, tartışma ya da kafayı meşgul eden işler sonrası ağıza gelir. İçindeki kazan benzetmesi, başın içinin dolu ve ağır hissedilmesini canlandırır; yani fiziksel bir acıdan çok baskı ve bunalmayı anlatır. Günlük konuşmada hem şikâyet hem de esprili bir sitem taşıyabilir.
Kafası kazan gibi olmak deyiminin örnek kullanımı:
Ayşe bütün gün süren tadilat yüzünden eve gelince kafası kazan gibi oldu. Biraz sessiz oturup dinlenmeden kimseyle konuşmak istemedi.