Kulaktan dolma deyimi, bir bilgiyi güvenilir bir kaynaktan öğrenmek yerine çevreden duyulanlarla, oradan buradan işitilenlerle edinmek anlamına gelir. Kişi konuyu okuyarak, araştırarak ya da bizzat görerek değil; başkalarının anlattıklarını dinleyerek öğrenmiştir.
Bu söz çoğu zaman, bir konuda emin gibi konuşan ama aslında derinlemesine bilgisi olmayan kişiler için söylenir. İçinde hafif bir eleştiri ve uyarı barındırır; çünkü bu yolla edinilen bilgi çoğunlukla eksik, çarpık ya da yanlıştır. Sağlık, hukuk veya teknik konularda ‘birinden duydum’ diyerek aktarılan, kaynağı belirsiz açıklamalar bu deyimin günlük hayattaki en sık karşılığıdır.
Deyimdeki ‘dolma’ sözcüğü, bilginin damla damla, parça parça kulağa dolmasını anlatır; yani bilgi düzenli bir biçimde değil, gelişigüzel birikmiştir.
Kulaktan dolma deyiminin örnek kullanımı:
Kerem, arabasının arızası hakkında uzun uzun konuşunca ustası gülümsedi. Anlattıklarının çoğu kulaktan dolma bilgilerdi; gerçek sorunun ne olduğunu aslında hiç bilmiyordu. Usta da ona, motoru gerçekten tanıyan birine danışmasını önerdi.