Ucu bucağı olmamak deyimi, sonunun nereye vardığı belli olmayacak kadar çok geniş ya da uzamış şeyler için kullanılır. Bu söz, fiziksel bir alanın büyüklüğünü anlatabildiği gibi, mecaz yoluyla insanı şaşırtan bir bolluk ya da uzunluk duygusunu da verebilir.
Bu deyim genellikle bir yerin sınırlarını gözle seçmek zorlaştığında ya da bir iş, konu veya sorun beklenenden çok daha büyük göründüğünde söylenir. Dinleyende sonsuzluk, genişlik ve biraz da hayret hissi uyandırır; günlük konuşmada bir ovanın, denizin ya da kalabalık bir alanın etkileyiciliğini anlatırken sıkça karşımıza çıkar.
Ucu bucağı olmamak deyiminin örnek kullanımı:
Çocuklar tepenin üstüne çıkınca önlerinde uzanan tarlaya bakıp şaşırdı; etrafın ucu bucağı yok gibiydi. Mehmet, bu kadar geniş bir manzarayı ilk kez gördüğü için uzun süre yerinden kıpırdamadı.