Yer demir gök bakır deyimi, kişinin her yönden sıkıştırıldığını, adeta çıkış yolu bulamadığını hissettiren ağır ve bunaltıcı bir durumu anlatmak için kullanılır. Sanki hem ayakların bastığı zemin hem de başın üstündeki gökyüzü katılaşmış, nefes alacak yer kalmamış gibi bir sıkışmışlığı simgeler.
Bu deyim; ekonomik bunalım, aşılmaz sorunlar ya da arka arkaya gelen talihsizlikler karşısında duyulan çaresizliği dile getirir. İnsanın kurtuluş yolu aradığı hâlde her kapının kapalı olduğunu gördüğü, hem içten hem dıştan baskı altında ezildiği anlarda bu sözler ağızdan kendiliğinden dökülür.
Deyim yalnızca maddi güçlüklerle sınırlı değildir; duygusal tıkanmışlık, toplumsal baskı ya da beklenmedik felaketler söz konusu olduğunda da rahatlıkla kullanılabilir. İçinde bulunulan durumun geçici değil, her yanı sarmış kalıcı bir çaresizlik gibi hissettirdiği zamanlarda tam yerine oturur.
Yer demir gök bakır deyiminin örnek kullanımı:
Elif, geçen yıl işten çıkarılmış, bu yıl da evi su basmıştı; üstüne annesinin hastalığı eklenince her şey artık yer demir gök bakır hâline gelmişti. Arkadaşları onu teselli etmeye çalışsa da o, nereye döneceğini bilemiyordu.