Ateş bacayı sarmak deyimi, bir durumun ya da duygunun artık geri dönülmesi güç bir noktaya ulaşması anlamına gelir. Özellikle aşk ve sevda söz konusu olduğunda, iki kişi arasındaki ilginin derinleşip ciddi bir boyut kazanmasını anlatmak için kullanılır.
Bu deyim çoğunlukla iki farklı bağlamda karşımıza çıkar: biri gönül işlerinde, diğeri ise genel olarak kontrolden çıkmaya başlayan durumlar için. Bir ilişkinin ilk aşamalarını geride bırakıp tutkuya dönüştüğünü anlatmak isteyenler bu deyime başvurur. Öte yandan bir sorunun ya da olumsuz bir gelişmenin artık önüne geçilemez hâle geldiğini vurgulamak için de kullanılabilir.
Deyimdeki mecaz güçlüdür: tıpkı duvarları saran alevlerin söndürülmesinin giderek zorlaşması gibi, anlatılan his ya da durum da artık durdurulamaz bir hal almıştır. Bu nedenle çevreden uyarı ya da kaygıyla söylenen bir söz olarak da sıkça duyulur.
Ateş bacayı sarmak deyiminin örnek kullanımı:
Elif, Kerem’le haftalar içinde her gün konuşmaya başlamıştı; arkadaşları durumu görünce ‘Artık ateş bacayı sardı, bu iş ciddiye bindi’ diye güldü. Kerem de aynı fikirde olduğunu inkâr edemezdi.