Damarına basmak deyimi, birini son derece öfkelendirmek, sabrını taşıracak noktaya getirmek anlamına gelir. Kişinin tahammül edemediği, içten içe sinirlendiği bir konuya değinildiğinde bu deyime başvurulur.
Özellikle birinin hassasiyetini bilerek ya da bilmeyerek zedelediğimiz anlarda kullanırız bu ifadeyi. Karşımızdaki kişi normal koşullarda sakin bir biri olsa bile, damarına basıldığında kontrolünü kaybedip sert tepkiler verebilir. Bu nedenle deyim, yalnızca öfkeyi değil; o öfkeyi tetikleyen hassas noktayı da ima eder.
Günlük konuşmalarda ‘Sen onun damarına bastın.’ ya da ‘Benim damarıma basma!’ gibi kullanımlarla sıkça karşılaşılır. Deyimdeki ‘damar’ imgesi, insanın en ince ve hassas yerini simgeler; oraya dokunmak ise öfkenin aniden fışkırmasına yol açar.
Damarına basmak deyiminin örnek kullanımı:
Kerem, toplantıda Ahmet’in geçen yılki projedeki hatasını dile getirince ortalık gerildi. Ahmet zaten o konudan çok rahatsız olduğu için Kerem farkında olmadan onun damarına basmıştı. Ahmet masayı sert bir şekilde kapatıp toplantı odasından çıktı.