Dem vurmak deyimi, elde edilemeyen ya da artık geride kalan bir şeyin özlemini çekerek o konudan durmaksızın yakınmak anlamına gelir. Yalnızca maddi bir yoksunlukla değil, geçmişe duyulan hasretle, ulaşılamayan bir dilekle ya da kaybedilen bir ortamla ilgili sızlanmaları da kapsar.
Bu deyim, özellikle bir şeyi derinden özleyen ama ona kavuşmanın mümkün olmadığını bilen kişilerin tutumunu anlatır. Dem vurmak, anlık bir şikayetten öte; tekrarlanan, içten gelen ve konuşmada sürekli kendine yer bulan bir yakınmayı imler. Kişi söz konusu eksikliği sık sık gündeme getirir, adeta o konudan bir türlü kopamaz. Bu deyimle bazen hafif bir eleştiri, bazen de anlayışlı bir gözlem dile getirilir.
Dem vurmak deyiminin örnek kullanımı:
Elif, köyden şehre taşınalı yıllar olmuştu ama her aile yemeğinde çocukluğunun geçtiği o geniş bahçeye dem vuruyordu. Annesinin pişirdiği odun ateşi yemeklerini, komşuların kapı önü sohbetlerini özlemle anlatıyordu. Bir süre sonra kardeşi, her seferinde aynı konuya döndüğünü gülerek hatırlattı.