Elden ayaktan düşmek deyimi, bir kişinin yaşlılık ya da ağır bir hastalık nedeniyle günlük işlerini kendi başına yapamayacak hale gelmesini anlatır. Bedensel gücünü ve bağımsızlığını yitiren, başkalarına muhtaç olmak zorunda kalan birini tanımlamak için kullanılır.
Bu deyim, çoğunlukla uzun yıllar boyunca güçlü ve hareketli bir yaşam sürmüş birinin artık eskisi gibi hareket edemediği durumlarda karşımıza çıkar. İçinde hem üzüntü hem de derin bir şefkat taşır; çünkü bağımsızlığını kaybetmek, yaşlı ya da hasta bir insan için oldukça ağır bir deneyimdir. Deyimdeki ‘el’ ve ‘ayak’ sözcükleri, kişinin iş yapma ve dolaşma kapasitesini yitirdiğini somut biçimde ifade eder.
Aile büyüklerinden ya da kronik hastalığı olan birinden söz edildiğinde bu deyime sıkça başvurulur. Bakım almak zorunda kalan, evden dışarı çıkamayan, başkalarının yardımı olmadan temel ihtiyaçlarını karşılayamayan birini anlatmanın en içten yollarından biridir.
Elden ayaktan düşmek deyiminin örnek kullanımı:
Hasan Bey yıllarca tarlada çalışmış, hiç yorgunluk nedir bilmemişti; ama geçirdiği uzun hastalığın ardından elden ayaktan düşmüş, yatağından kalkmakta bile güçlük çeker olmuştu. Çocukları nöbetleşe yanında kalıyor, onu yalnız bırakmıyordu.