Gözdağı vermek deyimi, istenilen bir sonucu elde etmek amacıyla karşıdaki kişiyi yıldırmaya ya da sindirmeye çalışmak anlamına gelir. Bu deyimde söz konusu tehdit doğrudan olmayabilir; sert bir bakış, keskin bir uyarı ya da ima yüklü bir söz de gözdağı vermek için yeterlidir.
Deyim, genellikle güç dengesizliğinin bulunduğu ilişkilerde karşımıza çıkar. Birisi otorite ya da fiziksel güç gibi bir avantajını kullanarak diğerini belirli bir davranışa yönlendirmek istediğinde gözdağı verir. Bu tablo hem günlük tartışmalarda hem de iş hayatında sıkça gözlemlenir ve çoğunlukla baskı uygulayan tarafı olumsuz bir ışıkta gösterir.
Deyimin içindeki mecaza bakıldığında, gözün korkutucu bir güç olarak kullanılması dikkat çeker. Türkçede bakışın duygusal ağırlığı büyüktür; bu yüzden gözdağı vermek ifadesi, sözcüklerin ötesinde bir baskı unsurunu da bünyesinde taşır.
Gözdağı vermek deyiminin örnek kullanımı:
Kerem, ödevi bitmeden kardeşini oyun oynamaya bırakmayacağını söyleyerek ona gözdağı vermeye çalıştı. Annesi bunu duyunca Kerem’i hemen yanına çağırdı ve kardeşini bu şekilde sindirmeye çalışmasının doğru olmadığını anlattı.