İç geçirmek deyimi, bir sıkıntıyı, özlemi ya da yürek ağırlığını derin bir nefesle dışa vurmak anlamına gelir. Kişi, içinde biriken o ağır duyguyu kelimelerle değil, sessiz ve derin bir nefesle ortaya koyar.
Bu deyim genellikle söze dökülemeyen duygularla baş başa kalan birini betimlemek için kullanılır. Geçmişini özleyen, beklediği haberi bir türlü alamayan ya da yorgunluğunu içinde biriktiren kişiler için tam yerine oturur. Nefese eşlik eden şey sevinç değil, bir tür mahzunluk ya da çaresizliktir.
Günlük yaşamda bu deyimi pencerenin önünde dalgın duran, eski bir fotoğrafa uzun uzun bakan birinin o anlık halini anlatırken sıkça kullanırız. Bazen sözcükler, o tek nefes kadar derin anlatamaz insanın içini.
İç geçirmek deyiminin örnek kullanımı:
Mehmet, emekli olduğu ilk hafta sabahları çayını yudumlarken sık sık iç geçiriyordu; yıllarca koşturduğu kalabalık ofisi özlediğini fark ettikçe içi daha da sıkışıyordu. Eşi bir gün sorunca, Mehmet sadece omuz silkti.