İğne atsa yere düşmemek deyimi, bir yerin aşırı kalabalık olduğunu anlatmak amacıyla kullanılır. Bu ifadede anlatılmak istenen, ortamdaki insan yoğunluğunun o denli fazla olmasıdır ki havaya fırlatılan küçücük bir iğne bile boşluk bulamayıp yere değil, insanların üzerine düşerdi. Yalnızca bir mecaz olan bu imge, kalabalığı akılda kalıcı bir biçimde gözler önüne serer.
Bu deyim genellikle pazar yerleri, konser alanları, bayram törenlerinin düzenlendiği meydanlar ya da tatil sezonlarında dolup taşan sahil kasabaları için kullanılır. Konuşmacı, dinleyiciye sayı sıralamak yerine bu canlı imgeden yararlanarak kalabalığın gerçek yoğunluğunu aktarır. Söylemi duyan kişi, o sıkışık atmosferi sanki bizzat yaşıyormuş gibi zihninde kolayca canlandırabilir.
İğne atsa yere düşmemek deyiminin örnek kullanımı:
Elif, şehrin merkezinde açılan yeni restoranı denemek için cumartesi akşamı çıktı; ancak kapıya geldiğinde içeride iğne atsan yere düşmezdi. Biraz dışarıda bekledikten sonra yer bulabildi ve yemeğin beklentisini fazlasıyla karşıladığını gördü.