İki arada bir derede kalmak deyimi, bir karar vermek zorunda olan kişinin iki seçenek arasında sıkışıp kalmasını, hangisini tercih edeceğini bir türlü kestirememe durumunu anlatır.
Bu deyim genellikle kişinin her iki seçeneği de cazip ya da her ikisini de riskli bulduğu anlarda kullanılır. İki yolun olumlu ve olumsuz tarafları birbirine denk göründüğünde insan zihni kilitlenir, tercih yapmak güçleşir. Özellikle önemli bir yaşam kararı söz konusu olduğunda bu deyimle hem kararsızlığı hem de içten içe süren gerilimi dile getiririz.
Deyimdeki mecaz oldukça somuttur: kişi sanki iki dere arasındaki dar kara parçasında mahsur kalmıştır, ne bu yana ne öte yana geçebilir. Bu görüntü, karar verememekten doğan çaresizlik hissini çarpıcı biçimde yansıtır.
İki arada bir derede kalmak deyiminin örnek kullanımı:
Elif, uzun süredir beklediği yurt dışı burs teklifini mi yoksa yeni başladığı ve çok sevdiği işini mi seçeceğini düşüne düşüne günler geçirmişti; tam anlamıyla iki arada bir derede kalmıştı ve yakınları da ona ne tavsiye edeceğini bilemiyordu.