Kül olmak deyimi, kişinin elindeki bütün varlığını yitirmesi ya da derin bir acıyla için için yanması anlamına gelir. Tıpkı yanıp küle dönen bir nesneden geriye hiçbir şey kalmaması gibi, bu söz ya maddi açıdan tümüyle çökmeyi ya da büyük bir üzüntüyle tükenmeyi anlatır.
Genellikle ağır bir kayıp yaşayan, bir felaketin ardından eli boş kalan kişiler için söylenir. Bazen de bir ayrılık, kötü bir haber ya da derin bir hayal kırıklığı yüzünden içten içe kavrulan birinin hâlini anlatmak için kullanılır.
Sözdeki ateş hem yangının her şeyi yok edişini hem de yüreği saran kederi temsil eder; böylece deyim, hem cüzdanı hem de gönlü kaplayan bir bitkinliği aynı anda çağrıştırır.
Kül olmak deyiminin örnek kullanımı:
Dükkânında çıkan yangında bütün mallarını yitiren Mehmet, küllerin başında öylece kalakalmıştı. Yıllarca emek verdiği her şey bir gecede kül olmuştu; ne diyeceğini bilemeden gözleri doldu.