Kulağı kirişte olmak deyimi, yakında ulaşması beklenen bir haberi tedirginlikle ve sabredemeden bekleme durumunu anlatır. Kişi, gelecek müjdeyi ya da sonucu kaçırmamak için adeta tetikte durur; en küçük sese, telefonun titremesine bile dikkat kesilir.
Bu söz genellikle önemli bir sonucu bekleyen kişiler için kullanılır: sınav sonucunu, bir iş başvurusunun cevabını ya da uzaktaki sevdiğinden gelecek bir telefonu bekleyen biri gibi. Deyim, içindeki gerilimi ve umudu bir arada taşır; buradaki kiriş, atışa hazır gergin bir yayı çağrıştırır, kişinin kulağı da o yay gibi en ufak sese açık ve hazırdır. Sürekli saatine bakıp kapı zilini bekleyen birini gördüğümüzde onun kulağının kirişte olduğunu söyleyebiliriz.
Kulağı kirişte olmak deyiminin örnek kullanımı:
Mehmet üç gündür tayin sonucunu bekliyordu. Sabah akşam telefonunu elinden bırakmıyor, her gelen mesajda yerinden sıçrıyordu. Kulağı öyle kirişteydi ki, komşunun çaldığı kapı zilini bile kendi müjdesi sanıp koşarak açtı.