Mal canlısı deyimi, elindeki paraya, eşyaya ve toprağa gereğinden fazla bağlanan, biriktirdiklerinden kolay kolay vazgeçemeyen kişiyi anlatmak için kullanılır. Böyle birinin gözünde sahip oldukları çoğu zaman insan ilişkilerinin, hatta kendi rahatının bile önüne geçer; her şeyi kazanç ve kayıp hesabıyla ölçer.
Bu söz genellikle eline geçeni paylaşmaktan kaçınan, küçük bir kaybı bile büyük dert eden kimseler için söylenir. İçinde hafif bir eleştiri, kimi zaman da bir uyarı barındırır; çünkü hayatı yalnızca sahip olmaya indirgeyen tutumun insanı yalnızlaştırabileceğini sezdirir. Günlük hayatta, en ufak harcamada bile elini titreten, ödünç vermekten hoşlanmayan ya da malına gelecek küçük bir zararı herkesin sağlığından önce düşünen birini tanımlarken bu deyime sık sık başvururuz.
Mal canlısı deyiminin örnek kullanımı:
Kerem o kadar mal canlısı biri ki, yıllardır kullanmadığı eski bisikletini komşunun çocuğuna ödünç vermeye bile kıyamıyor. Annesi kendisine bu kadar mal canlısı olmamasını, paylaşmayı da öğrenmesi gerektiğini söyleyince yalnızca omuz silkti.