Ocağına düşmek deyimi, bir kişinin başka birinin desteğine ve merhametine sığınacak kadar çaresiz duruma gelmesi anlamına gelir. Zor durumda kalan kişi, çözümü kendi gücüyle bulamadığı için bir başkasının kapısını çalar ve ondan yardım umar. Çoğu zaman bu durum, insanın kendi imkânları tükendiğinde ortaya çıkar.
Genellikle umutsuz bir anda, gidecek başka yeri kalmayan birinin son bir çareyle birine yöneldiği durumlarda kullanılır. İçinde hem yalvarış hem de güçlü bir bağlanma duygusu taşır; çünkü kişi adeta kendini karşısındakinin insafına bırakır. Deyimdeki ocak sözcüğü ise eskiden evin sıcak ve koruyucu merkezi sayılan ateş yerini, dolayısıyla bir kimsenin yuvasını ve sığınılacak güvenli alanını anlatır.
Ocağına düşmek deyiminin örnek kullanımı:
İşini kaybedip kira borcunun altında ezilen Kerem, sonunda dayısının ocağına düştü. Utanarak da olsa kapısını çaldı ve birkaç aylığına yardım istedi. Dayısı onu kırmadı, elinden gelen desteği esirgemedi.