Tadı tuzu kalmamak deyimi, bir kişinin neşesini, isteğini ve hayata karşı canlılığını yitirmesi anlamına gelir.
Bu söz genellikle üst üste gelen sıkıntılar, yorgunluk ya da moral bozukluğu yaşayan kişiler için söylenir. Dışarıdan bakıldığında insanın yüzü düşer, konuşması azalır, hiçbir şeye eskisi kadar heves etmez; işte bu ruh hâli, deyimin anlattığı durumu karşılar.
Günlük konuşmada kimi zaman yakın bir dostu teselli etmek, kimi zaman da birinin içe kapanışını anlatmak için kullanılır. Buradaki tat ve tuz, hayatın zevkini ve rengini çağrıştırır; bunlar azaldığında geriye sönük bir hâl kalır.
Tadı tuzu kalmamak deyiminin örnek kullanımı:
Elif, sınav haftasından sonra birkaç gün kimseyle görüşmedi; ödevler ve uykusuzluk yüzünden tadı tuzu kalmamıştı. Arkadaşı onu dışarı çağırınca biraz olsun kendine geldi.