Ağız ağıza vermek deyimi, iki ya da daha çok kişinin birbirine iyice sokulup başkalarının duymayacağı biçimde, gizlice konuşması anlamına gelir.
Genellikle bir sırrı paylaşan, bir işi el altından görüşen ya da yanlarındakilerin duymasını istemedikleri bir konuyu fısıldayan kişiler için söylenir. Kalabalık bir ortamda iki insanın başlarını birbirine yaklaştırıp alçak sesle konuşması, çevredekilerde ‘acaba neyi saklıyorlar’ merakı uyandırır.
Deyimdeki anlatım da buradan doğar; ağızların neredeyse birbirine değecek kadar yaklaşması, konuşmanın ne kadar gizli tutulmak istendiğini gösterir. Bu yüzden deyim çoğu zaman dedikodu, sır ya da herkesle paylaşılmayacak özel bir konuşma için kullanılır.
Ağız ağıza vermek deyiminin örnek kullanımı:
Düğün salonunda Ayşe ile annesi bir köşeye çekilmiş, ağız ağıza vermişlerdi. Yan masadakiler ne konuştuklarını merak etse de ikisi başlarını öyle yaklaştırmıştı ki tek bir kelime bile dışarı sızmıyordu. Belli ki kimsenin duymasını istemedikleri bir şey vardı.