Boğaz derdi deyimi, kişinin kendisini ve ailesini geçindirme kaygısını, yani temel ihtiyaçları karşılamak için duyduğu sıkıntıyı anlatır. Maddi açıdan zorlanan, hayatını idame ettirmek için sürekli çabalamak zorunda kalan insanların içinde bulunduğu durumu tanımlamak için kullanılır.
Deyimdeki ‘boğaz’ sözcüğü, beslenme ve karın doyurma ihtiyacını simgeler; bu da deyime ‘ekmek parası peşinde koşma’ anlamı kazandırır. Boğaz derdine düşmüş biri, başka hayaller kurmak ya da kendine zaman ayırmak yerine yalnızca günü kurtarmayı düşünmek durumunda kalır. Özellikle geçim sıkıntısı yaşayan birinden söz ederken ya da o kişi kendi durumunu anlatırken bu deyime başvurulur.
Deyim, bir yakınmanın ya da açıklamanın parçası olarak sıkça karşımıza çıkar. ‘Ne yapayım, boğaz derdi’ gibi cümlelerde kişi, zor koşulları kabullenerek çalışmaya devam etme zorunluluğunu dile getirmektedir.
Boğaz derdi deyiminin örnek kullanımı:
Elif, üniversite yıllarından beri müzisyen olmayı hayal ederdi; ancak boğaz derdine düştükten sonra gitarını depoya kaldırıp markette kasiyerlik yapmaya başladı. Annesine ‘Hayaller güzel ama kirayı hayal ödemez’ diyordu artık.