Canı burnuna gelmek deyimi, ansızın ortaya çıkan bir tehlike ya da şok edici bir olayla yüz yüze gelindiğinde yaşanan yoğun korku ve paniği ifade eder. Kişinin o an ölümü neredeyse hissettiği, yüreğinin ağzına geldiği bir dehşet anını tanımlar.
Bu deyim; trafik kazasından kıl payı kurtulmak, aniden çıkan bir yangın ya da can tehlikesi doğuran beklenmedik bir olay gibi durumlarda sıkça kullanılır. Deyimin ardındaki mecaz, hayatın o korkutucu an için neredeyse bedeni terk etmek üzere olmasına dair güçlü bir imgeden beslenir. Kişiye sonradan yaşadığını anlatırken ya da o anı tarif ederken başvurulan bir ifadedir.
Gündelik dilde kişi, böyle bir olayın ardından hem kendi hissini aktarmak hem de bir başkasının geçirdiği korku dolu deneyimi anlatmak için bu deyime başvurur. Söyleyenin sesinde çoğunlukla bir iç geçirme, hâlâ üzerinde titreme hissi sezer gibi olursunuz.
Canı burnuna gelmek deyiminin örnek kullanımı:
Elif, park halindeki arabasına binip çıkarken kontrolden çıkan bir bisikletlinin tam önünden geçtiğini görünce canı burnuna geldi; elleri titreyerek arabadan indi ve bir süre nefes almaya çalıştı.