El pençe divan durmak deyimi, güçlü ya da otoriter bir kişinin huzurunda sesini çıkaramamak, düşüncesini dile getirememek anlamına gelir.
Bu deyim özellikle ast-üst ilişkilerinde, aile içindeki hiyerarşik yapılarda ya da toplumsal açıdan baskın kişilerle karşılaşıldığında kullanılır. Patronunun önünde görüşünü paylaşmaya cesaret edemeyen bir çalışan, büyüklerinin yanında sıkılıp susan bir genç ya da makam sahibinin karşısında taleplerini içinde yutan biri için bu deyim tam anlamıyla geçerlidir. Deyimdeki ‘el pençe divan’ imgesi, eski saray geleneğindeki o bilinen duruşu çağrıştırır: elleri önde kavuşturulmuş, hareketsiz, boynu bükük bir bekleyiş.
El pençe divan durmak yalnızca bir beden dilini değil, psikolojik bir edilgenliği de anlatır. Söz söyleme hakkı var olsa bile kullanılamadığında, karşıdakinin otoritesi altında ezilip kendini ifade edememenin tam adıdır bu deyim.
El pençe divan durmak deyiminin örnek kullanımı:
Kerem, şirketin genel müdürü toplantı odasına girdiği anda el pençe divan durdu; haftalarca hazırladığı projeyi sunmak için bulduğu tüm cesaret bir anda buharlaşıp gitmişti. Toplantı bitince arkadaşları neden konuşmadığını sorduğunda sadece omuzlarını silkti.