Havsalası almamak deyimi, bir durumu ya da olayı zihninde kavrayamamak, ne kadar düşünülse de mantığını çözememek anlamında kullanılır. Genellikle inanılması güç ya da akla aykırı gelişmeler karşısında insanın içine düştüğü derin anlayamama hâlini anlatır.
Bu deyim, beklenmedik bir davranışla karşılaşıldığında ya da mantığa sığmayan bir durumun önünde çaresiz kalındığında sıklıkla kullanılır. Hem şaşkınlığı hem de bu şaşkınlık karşısındaki çaresizliği aynı anda dile getirir. ‘Havsala’ sözcüğü, eski Türkçede zihnin kavrama kapasitesini simgeler; dolayısıyla ‘havsalanın almaması,’ zihnin o durumu içine sığdıramaması anlamına gelir.
Günlük konuşmalarda ‘Bunu havsalam almıyor’ ya da ‘Nasıl yapar insan bunu, havsalam almıyor’ biçiminde karşımıza çıkar. Deyim çoğunlukla şok edici ya da olumsuz durumlar için tercih edilir ve bir şeyi bir türlü sindirememe hâlini güçlü biçimde anlatır.
Havsalası almamak deyiminin örnek kullanımı:
Elif, yıllarca birlikte çalıştığı iş arkadaşının şirketi aniden terk edip yurt dışına taşındığını öğrenince donup kaldı. ‘Bunu havsalam almıyor,’ dedi, telefonu elinde tutarak. Nasıl böyle bir karar verebileceğini bir türlü aklına sığdıramıyordu.