“Yeldim yeldim yele verdim, emeğimi sele verdim” deyimi, kişinin uzun soluklu bir uğraş sonunda hiçbir şey elde edemediğini, ortaya koyduğu çabanın tamamen heba olduğunu anlatır. Harcanan zaman ve güç karşılıksız kalır; geriye yalnızca boş eller ve derin bir hayal kırıklığı kalır.
Bu deyim çoğunlukla büyük fedakârlıklarla sürdürülen bir işin, beklenmedik bir gelişme ya da talihsizlik yüzünden çöpe gitmesi durumunda kullanılır. İçindeki ‘yel’ ve ‘sel’ sözcükleri güçlü mecazlar olarak işlev görür: emek, rüzgârın savurduğu ya da selin sürüklediği bir nesne gibi anlatılarak yok oluşun ne denli çaresiz ve ani olduğu vurgulanır. Deyimi söyleyen kişi hem derin üzüntüsünü hem de yaşananların haksızlığına duyduğu isyanı dışa vurur.
Günlük hayatta uzun süre emek verilen bir projenin ya da işin aniden sonuçsuz kalması durumunda söylenir. Bir çiftçinin mahsulünü sel götürdüğünde, bir çalışanın aylarca hazırladığı raporun kullanılmadan rafa kaldırıldığında ya da bir esnafın yıllarca sürdürdüğü işyerini kaybettiğinde bu deyim dile gelir.
Yeldim yeldim yele verdim, emeğimi sele verdim deyiminin örnek kullanımı:
Elif, aylarca geceleri de çalışarak hazırladığı romanın taslağını yanlışlıkla sildi ve yedek almadığı için hiçbir şeyi kurtaramadı. Tüm o uykusuz geceleri düşününce kendiliğinden ağzından çıktı: “Yeldim yeldim yele verdim, emeğimi sele verdim.” Şimdi sıfırdan başlamak için masaya oturmaya bile gücü yoktu.